TOPRAK TENCERE İLE BAKIR TENCERE
TOPRAK TENCERE İLE BAKIR TENCERE
Bir gün toprak tencere ile bakır tencere ırmağa düşmüşler.Gürül gürül akan suların içinde ikisi
Birlikte sürüklenmeye başlamışlar.
Bakır tencere,toprak tencereye biraz yaklaşmış.Onunla arkadaş olup konuşmak istemiş.
Toprak tencere onu görünce:
_Ne olur benim yanıma gelme,diye yalvarmış.Beni topraktan yapmışlar,sen ise bakırdan.Sen yanlışlıkla bile bana çarparsan paramparça olurum. Bunu istemesin değil mi?
Bakır tencere ona:
_Haklısın. Sana zarar vermek istemem diye cevap vermiş.
Toprak tencereye yaklaşmamış.Herkesin kendine uygun bir arkadaş bulması gerektiğini anlamış.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MUM
MUM
Küçük mum sapsarı ışığıyla geceleri etrafı aydınlatırmış.Bu işi onun çok hoşuna gidermiş.Kendiyle övünüp dururmuş.
Bir gün yine ’’Ben olmasam insanların hali ne olurdu?
Ben güçlü ışığımla her yeri aydınlatıyorum.’’diye kendini övünüyormuş. Bu sırada, açık kalan pencereden içeri giren rüzgar ‘’vuuuvvv’’ diye esip, mumun alevini söndürüvermiş.
Mum ne yapacağını şaşırmış.
Bu arada küçük bir çocuk, mumu izleyip duruyormuş. Onun söndüğünü gürünce, gelip onu yeniden yakmış. Sonra ona:
_Senin konuştuklarının hepsini duydum. Bir daha kendinle övünme. Bak, hafif bir rüzgarda sönüveriyorsun. Ama güneş hiç sönmüyor. Bütün dünyayı aydınlatıyor. Böyle olduğu halde kendini hiç övünmüyor, demiş.
Küçük çocuğun sözleri mumu çok etkilemiş. Bir daha kendisini övmemeye karar vermiş.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
KARGA İLE GÜVERCİN
KARGA İLE GÜVERCİN
Vaktiyle güzel bir ormanda birbirine komşu, güvercin ile karga yaşarmış. Karga kendini pek beğenmiş biriymiş. Güne şarkı söylemeden başlamazmış :
‘’Gak gak gak,
Şu sesime bak,
Kargaların incisiyim,
Güzellikte birinciyim,
Tray lay lom, tray lay lom…’’Söylediği şarkıyla bütün hayvanların başını şişirirmiş.
Güvercin ise yuvasından başını uzatarak,
‘’Ne incisin,
Ne birinci,
Övünmeyi seviyorsun,
Kendini ne sanıyorsun?’’dermiş. Demiş ama karga onu duymazmış bile…
Derken günlerden bir gün güvercin ve karga yumurtalarının üzerine kuluçkaya yatmışlar. Günlerce yavrularının çıkmasını beklemişler. Sonunda karganın yumurtadan beş tane yavrusu cıkmış. Güvercinin ise bir tanecik yavrusu olmuş.
Karga hiç boş durur mu yine başlamış şarkılarla övünmeye :
‘’Yavrularım beş tane,
Yan bakmaz hiç kimse,
Bir tane yavru ne de az
Hiçbir işe yaramaz,
Tralal la… Tralal la!… ‘’
Karganın şarkısını işiten güvercinin canı sıkılmış. Ama kendine atılan taşın altında da kalmamış. O da bir şarkı tutturmuş:
‘’Çokluğunla övünme,
Asıl hüner terbiyede,
Eğitemezsen yavrularını,
Çok ağlarsın gelecekte,
Tralay lom… tralay lom…’’
Böylece aradan aylar geçmiş. Güvercinle karganın yavruları büyük. Güvercin yavrusuna iyiliği,doğruluğu öğretmiş. Güvercinin yavrusu aklı ve terbiyesiyle ormanda herkesin sevgisini kazanmış. Karga ise yavrularını başı boş bırakmış.Karganın yavrularını tembellikle ve yaramazlıkta birinci olmuş. Anne karga bile yavrularının haylazlıklarından bıkmış, usanmış.
Güvercinin şarkısı doğru çıkmış. Yavrularının çokluğuyla övünüp, onları eğitmeyenler hep üzülenlerden olurmuş .
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
İNSAN VE KÖPEK
İNSAN VE KÖPEK
Vaktiyle, bir adamın bacağını yaramaz bir köpek ısırmış.
Adam kendini köpeğin elinden zor kurtarmış. Can acısı içinde eve gelmiş. Yarasını temizlemiş. Üzerine merhem sürmüş.
Kızı, babasının bu halini görünce çok üzülmüş:
Babacığım, ne oldu sana?’’ diye sormuş.Babası, ‘’Hiç kızım, önemli bir şey değil.Köpek bacağımı ısırdı. ‘’ diye cevap vermiş.
Kızı şaşırmış :
‘’İyi ama baba, seninde dişlerin var. Sen neden korkak davrandın, onu bacağını ısırsaydın?’’ demiş.
Babası bu süze gülmüş:
‘’Hiç öyle şey olur mu kızım? O köpek, ben de insanım. Kötülüğe kötülükle karşılık vermek bize yakışmaz. ‘’ demiş.
Çocuk o zaman insan olmanın ne kadar farklı bir şey olduğunu anlamış.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
YERE SAÇILAN YUMURTALAR
YERE SAÇILAN YUMURTALAR
Bir zamanlar köyün birinde fakir bir aile yaşarmış.Bu ailenin bir kızı varmış.Kız,bir gün evdeki yumurtaları bir sepete koymuş,sepeti koluna takmış, pazarın yolunu tutmuş.Yolda giderken tatlı tatlı hayal kuruyor, şöyle mırıldanıyormuş :
‘Bugün pazarda üç yüz yumurta satıp, üç yüz lira kazanacağım. Sonra üç yüz yumurtayla üç yüz elli yumurta alıp onları da üç yüz elli liraya satacağım.Böylece param artacak. Pazara gele gide kazancım üçe, beşe katlanacak. Derken bu paralarla bir tavuk çiftliği kuracağım.Tavuklarım yumurtladıkça, çiftliğime büyük şehirlerden tüccarlar gelecek.Bu tüccarlar nefis yumurtalarımı kamyonlarına yükleyip şehre götürecek. Benim de böylece servetim arttıkça artacak. Sonra kendime güzel bir ev, şahane giysiler alacağım .Köyümdeki herkes bana hayran kalacak…’’
Kızcağız, işte bunları düşünüp gülümserken önündeki taşı görememiş. Ayağı taşa takılmış ve yüzüstü yere kapaklanıvermiş. Sepetteki yumurtalar sağa sola saçılmış. Kırılmadık tek bir yumurta kalmış. Kızcağız ağlayarak köye dönmüş. Annesine olanları analmış.
’’Üzülme, olan olmuş bir kere’’ demiş annesi. ‘’Bu sana bir ders olsun.Hayal kurmak güzeldir, ama fazlası zararlı. İnsan hayal kurarken gerçeği unutmamalı…’’
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::

